Yapılı Çevre

 

Sürdürülebilir Kent Araştırma Grubu

Sürdürülebilir Kent Araştırma Grubu’nda, kentsel çevrelerin oluşturulmasında aktif rol alan disiplinlerin buluşturulması hedeflenmektedir. Temel araştırma konuları yapılı çevre üzerinde yoğunlaşan Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Mimarlık ve İnşaat Mühendisliği Bölümleri’nin yanı sıra, grubun mühendislik alanlarını, sosyal bilimleri ve temel bilimleri de araştırma yapısında barındırması önemlidir. Birimin yürüteceği araştırmaların kapsamı, kentsel mekanın şekillenmesinde gerçekleşen tüm süreçlerde (konut, sanayi, hizmetler, kamusal alanlar, rekreasyon alanları, vb.) doğa koruma/kullanma dengesinin gözetilmesi ilkesinin sağlanmasına yönelik olacaktır.

Sürdürülebilir Kent Araştırma Grubu’nun çalışma konuları aşağıdaki gibidir:

  • Kentsel büyümenin denetlenmesi ve arazi kullanım planlaması
  • Kentsel tasarım
  • Konut ve yaşama alanları
  • Doğal çevrenin ve ekosistemlerin korunması
  • Yenilenebilir enerji, iklim değişikliği ve kentsel gelişme ilişkileri
  • Kentsel sosyal eşitlik
  • Kent ekonomisi

ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyeleri sürdürülebilir kentsel gelişmenin çeşitli boyutlarıyla ilgili araştırma çalışmalarında yer almış, konuyla ilgili tezler yönetmiş ve bilimsel makaleler yazmışlardır. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, kentsel araştırmalar ve ulaşım araştırmaları ile eğitim alanında gerek Avrupa gerek Türkiye üniversiteleri ile önemli işbirlikleri içindedir. Bölüm, Avrupa Planlama Okulları Birliği (Association of European Schools of Planning – AESOP), Asya Planlama Okulları Birliği (Association of Asian Schools of Planning) ve Türkiye Planlama Okulları Birliği (TUPOB) üyesidir.

 

 

Sürdürülebilir Ulaşım Araştırma Grubu

Kentsel ulaşım, farklı arazi kullanımları ve kentsel hizmetler arasında kentlilerin bir noktadan diğerine eriştirilmesi, veya yine kentin ve kentlilerin gereksinimi için malların bir noktadan diğerine taşınmasıdır. İklim değişikliği, küresel ısınma ve sera etkisi açısından en önemli etken olan karbondioksit gazının atmosfere salımında ulaşım sektörünün payı dünya genelinde %23, sanayileşmiş Avrupa ülkelerinde ise %35’in üzerindedir. Üstelik sanayi ve ısınma gibi diğer sektörlerde karbondioksit salımında azalma sağlanabilmişken, ulaşım sektöründe sürekli artış söz konusudur.

Pek çok dünya kentinde motorlu araç kullanımı, özellikle de otomobilin yoğun kullanımının yol açtığı bu sorunların giderilmesi ve sürdürülebilir bir ulaşım yapısı oluşturulabilmesi için uğraş verilmektedir. Sürdürülebilirlik ilkesinin üç ayağını oluşturan çevresel, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirlik açısından değerlendirildiğinde, ulaşım sisteminin:

  • Çevresel açıdan sürdürülebilir olması için, çevreyi olumsuz etkileyen gaz salımının ve yenilenemez yakıt kullanımının en aza indirilmesi; ulaşım ağının genişlemesine koşut olarak gerçekleşen kentsel yayılmanın (ve beraberinde doğal alanların hızla yapılaşması eğiliminin) en aza indirilmesi;
  • Ekonomik açıdan sürdürülebilir olması için, enerji kullanımının ve enerjide dış kaynak bağımlılığının en aza indirilmesi; trafikte kaybedilen zaman maliyetleri ile trafik kazaları maliyetlerinin en aza indirilmesi;
  • Toplumsal açıdan sürdürülebilir olması için, herkes için erişebilirlik sağlaması ve herkes tarafından maliyetinin ödenebilir düzeyde olması
    gerekmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde; ulaşımda özellikle toplu taşımda yenilenebilir ve temiz enerji seçeneklerinin yaygınlaştırılması, taşıtların değil insanların ulaştırılması amacıyla toplu taşımaya öncelik verilmesi ve yaygınlaştırılması, kentlerde otomobil kullanımına kısıtlar getirilmesi, yaya ve bisiklet ulaşımının politikalarda birinci önceliğe oturtulması, talep ve trafik yönetimi yaklaşımlarıyla otomobili temel alan ulaşım sistemlerinin değiştirilerek daha dengeli ve erişilebilirliği yüksek bir ulaşım sisteminin yaratılması, yeni teknolojilerin kullanımıyla etkili bir ulaşım yönetimi sistemi oluşturulması ve mevcut altyapının en verimli şekilde kentlilerin erişim koşullarının iyileştirilmesi için kullanılması, ayrıca kent planlamada da otomobil bağımlılığını değil toplu taşım ile bisiklet ve yaya ulaşımını destekleyen gelişme modellerinin hayata geçirilmesi öne çıkan yaklaşımlar olarak kabul edilebilir.

Sürdürülebilir Ulaşım Araştırma Grubu, yukarıda sayılan tüm alanları kapsayacak şekilde disiplinlerarası akademik araştırmaların yürütülmesi amacıyla kurulmuştur. Ulusal ve uluslararası karşılaştırmalı çözümlemelerin yapılması, yerelde ise araştırma ile uygulama arasındaki bağın kurulması hedeflenmekte; ülkemizde yerel ulaşım politikaları ve uygulamalarının sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde şekillenmesine katkıda bulunulması öngörülmektedir. Böyle bir yaklaşım, Araştırma Grubunun mevcutta var olan ulusal ve uluslararası işbirlikleri üzerinde geliştirilecek, ve daha fazla sayıdaki kentimizdeki belediye ile işbirliklerinin kurulmasına da olanak tanıyacaktır.

Sürdürülebilir Ulaşım Araştırma Grubu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin İnşaat Mühendisliği Bölümü ve Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öncülüğünde kurulmuştur: ODTÜ İnşaat Mühendisliği ve ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinin kurduğu işbirlikleri, aşağıdaki şekilde verilmiştir.

 

 

  

Sürdürülebilir Yerleşke Araştırma Grubu

İçinde bulundukları toplumun birçok özelliğini taşıyan üniversite yerleşkeleri geleceğin kentsel yaşam tarzında olması beklenen günlük pratiklerin, tüketici alışkanlıklarının, teknolojik eğilimlerin ve örgütlenme biçimlerinin geliştirilip sınanabileceği kontrol edilebilir mekanlardır. Ayrıca yerleşkelerde başlatılacak çalışmaların ve uygulamaların toplumun geneline öncülük etmesi ve gözlemlenebilir örnek oluşturması sürdürülebilirlik konusunda yapılı çevrelerde beklenen gelişim açısından önemli bir basamak olacaktır. Üniversiteler geleceğin toplumunun çekirdeklendiği mekanlar olmalıdır ve yapılı çevrede ulaşılması hedeflenen sürdürülebilir yaşam hayali, ilk olarak sürdürülebilir yerleşke seviyesinde denenmeli ve geliştirilmelidir.

Bu hedef çerçevesinde TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projeleri Destekleme Programı (1007) kapsamında, başta Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere iklim konusunda ilgili diğer bakanlık ve kurumların müşteri olarak dahil edileceği “İklim Dostu Üniversite Yerleşkeleri” adlı bir proje geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu proje özünde, a) yerleşkelerde enerjinin etkin kullanımı, b) yenilenebilir enerji teknolojileri alanındaki teknik yenilikler ve somut fiziksel gelişme ve uygulamaların yanısıra c) tüketici davranışı ve örneklenmiş bir toplum kesiminin ‘sürdürülebilirlik’ için örgütlenmesi, d) gerek yönetim gerekse de ekonomik bakımdan yepyeni modeller oluşturması konusunda gerçek bir araştırma ve geliştirme programı oluşturmayı hedeflemektedir. Farklı büyüklük, kurumsal yapı ve coğrafyaya sahip üniversite yerleşkelerini örnekleyen araştırmacı kurumlar olarak ODTÜ, Sabancı Üniversitesi, 19 Mayıs Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi proje geliştirme aşamasında birlikte çalışmaktadır. Projedeki ana başlıklar şöyle sıralanabilir: 1) binalarda ısı verimliliği, 2) sürdürülebilir yerleşke ulaşımı, 3) katı atık ve su yönetimi, 4) sürdürülebilir yerleşke finansman ve yönetim modelleri ve 5) sürdürülebilirlik kültürü ve yaygınlaştırma etkinlikleri.

 

 

 

Sürdürülebilir Yapı Malzemeleri ve Yapım Teknolojileri Araştırma Grubu

İnsanoğlunun çeşitli faaliyetlerini sürdürebilmesi için tasarlanan ve inşaa edilen yapıların yapım süreçleri gerek yapım öncesi gerekse yapım esnası ve sonrası süreçler düşünüldüğünde doğal çevreyi ve ekosistemi etkileyen öğeler içermektedir. İnşaat öncesinde, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen malzemelerin kullanımı, ekolojik zarara yol açmadan çıkarılan malzemeler, sanayi atıklarının ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, uzun ömürlü ve az bakım gerektiren malzeme kullanımı; inşaat sırasında, binanın ısı performansına katkı sağlayacak, uzun ömürlü, teknik şartname ve ilgili mevzuata uygun malzemelerin kullanımı, ve son olarak inşaat sonrasında yapının ve elemanlarının yeniden kullanımı ile malzemelerin geri dönüştürülmesinden söz edilebilir. Örneğin, dünyada sudan sonra en fazla tüketilen malzeme olarak bilinen betonun ana hammaddesi olan çimento üretiminde yüksek oranda CO2 gazı ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu gazı azaltmak için çimento üretiminde, sanayi atıklarının değerlendirilmesi, gerek teknik gerekse ekonomik birtakım üstünlüklerinin yanısıra, çevre dostu olarak nitelendirilmesi nedeniyle de sürdürülebilir yapı malzemeleri bağlamında büyük önem arz etmektedir.